• 0(322) 234 01 98
  • bilgi@englishunderstand.com.tr
Sosyal Ağlarda Biz :

Bilimsel Temel

Bilimsel Temel

Pronounce”, İngilizce dilinin kendine özgü ritmine yatkın hale gelmeniz amacıyla sesinizi işleyerek düzelten, devrim niteliğinde bir kulaklık takımıdır.

Anadilinizin kullanım alışkanlıkları sonucu benimsediğiniz ritim ve sesleri, yabancı dil öğrenmek istediğinizde önemli bir engel haline gelir. Pronounce, İngilizce diline dönük algınızı yukarı çekerek, bu dildeki sesleri daha kolay üretmenizi sağlar. İngilizce dilinin sözdizimi, anlamı ve gramerini doğru bir şekilde özümseyebilmek için, bu yatkınlığın elde edilmesi önemli bir ön koşuldur.

Dünya genelinde konuşulan farklı dillerin sayısı 5.000’i aşıyor ve bu dillerde yaklaşık 650 ünsüz, 180 ünlü harf bulunuyor. Bu rakamlar, etrafımızı çevreleyen dünyadaki seslerin ne kadar zengin bir yapı sergilediğini açıkça ortaya koyuyor.

Buna karşın, her bir dilde kullanılan ve sesbirim [fonem] adıyla bilinen temel seslerin ortalama sayısı 40 ile sınırlı. Sesbirim terimini, örneğin “ket” ve “kat” gibi iki ayrı sözcük arasında anlam farklılığı yaratmamıza olanak veren en küçük ses birimi şeklinde tanımlanmakta.

Dolayısıyla, her dil, az sayıdaki sesbirim kategorileriyle tanımlanmakta ve bizler, bu sesleri, birbirinden net biçimde ayrışan sesler şeklinde algılamaktayız. Söz konusu ses birimleri, bir ifadede yer alan sözcükleri birbirinden ayrı ayrı algılayabilmemizi ve anlamlarına ulaşabilmemizi olanaklı kılmakta. Belki daha da önemlisi, bu ayrım becerisi sayesinde, bir sonraki sesi tahmin etmemize, ayrıca net olarak duyamadığımız sesler için çıkarım yapmamıza izin veren bir dilsel mantık kurabilmekteyiz. Telefonda konuşurken veya arka planda bir gürültü varken bu becerimizi doğal olarak kullanmaktayız. Bazı sesleri duymadığımız halde, ne olduklarını bu doğal süreç içerisinde tahmin edebiliriz.

Diğer yandan, sözünü ettiğimiz ses ayrımları, bir dilden diğerine büyük ölçüde değişebilmekte. Anadilimizi öğrenirken, bu ayrımları da özümseriz. Çocukluk dönemi boyunca, içinde bulunduğumuz dil ortamıyla uyumlu ses birimlerini algılamayı, toplumsal grubumuzun fonetik yapılarına ait olmayan ses birimlerini ise yok saymayı öğreniriz. Gelişim sürecimizde, böylece kendi anadilimizin ritimleri için “programlanmış” hale geliriz.

Bir bebekle konuşmaya çalışırken sesleri özellikle vurgulayarak sözcükleri uzatarak söylememiz kesinlikle tesadüf değildir: “Meeerhaaaaabaaa taaaatlıııııım”.

Ancak, farklı diller arasında kendini gösteren çok büyük ritim ve ses farklıkları nedeniyle, bu anadil eğitimi, kısa sürede yabancı dil öğrenmenin önünde bir engel haline gelir.